MAKALE23 makale

HALLER ve BEDELLER! (ZERRE HAYIR ve ZERRE ŞER)

Kendi nefsi ve hevası için yaşayanlar kendi nefisleri için yaşadıkları kadar ve cihet itibariyle ceza ile mukabele olunur ve ona göre haşrolunurlar. Hâk, hakikat ve halk ile hemhâl olup dertlenenler de kendi emel ve amelleri kadar değer bulurlar Allah indinde. Salih emel ve amelleri değerli kılar insanları ancak. Hâk-hakikat ve halka mugayyir ve düşman olanlar […]

BU ŞİİR RUHUNU HÂK ve HAKİKATTEN ALAN; HEPİMİZ İÇİN BİR UYANIŞ ŞİİRİDİR!

Necip Fazıl Kısakürek’ten çok güzel bir şiir: Yıllardır kendimi, güyâ tanırdım; Sanık ben, yargıç ben, hep aklanırdım. Şeytanı, en büyük düşman sanırdım; Ondan da beteri.. Nefsimmiş meğer…   Gönlümü, hevâya kaptıran oymuş, Şuûru şehvete saptıran oymuş, Tutkuları, putlar yaptıran oymuş, En sinsi düşmanım.. Nefsimmiş meğer…   Övgü dolu sözlerine kanmışım; ”Kalbin temiz” demiş, gerçek sanmışım. […]

NİMET BELASI ve BELÂ NİMETİ!..

Sanıyorlar ki belâlar yalnızca musibetlerdir! Hayır! Esas büyük belâlar insanoğlunun taşıyamadığı nimetlerdir! Nimeti taşıyamaz insanoğlu ve azar! Ve belasını bulur! Musibetler insanoğlunu terbiye ve ıslah edip selamete çıkartırken; günahlarına kefaret olurken; gençlik, sağlık, afiyet, esenlik, eş-evlat-aile-mal-makam-ilim ve sair dünya nimetlerini taşıyamaz insanlar ve hem bütün nimetleri yitirirler hem de helâk olmaya kadar gidebilirler! ‘Hayrihi ve […]

ÇÖKÜŞ ve DİRİLİŞ!…

Fikrine, samimiyetine, müslümanlığına itibar ettiğim birkaç entellektüel yahut aydın vardı Müslüman Mahallesinde, artık onlara da zırnık kadar itimadım kalmadı! Bakıyorum hala ve ısrarla kendi dışında düşman, kendi dışında suçlu arıyorlar! Hiç öz-eleştiri yok! Meşhur ‘öteki mazereti’ veya ‘öteki kronik hastalığı!’.. Devir Allah için terk etme ve Allah için terk edilme devridir!.. Elhamdülillah!.. *** Vallahi anlamıyorum! […]

İman, İtminan ve Sonsuzluk!..

İtminan ezel ve ebed gibidir; sonsuzluk gibidir! Nefs mutmain olur ancak itminanı ihata edemez; itminan onu kuşatır. Çünkü insan kuldur Malik değil, Mabud değil, Hadi değil, Kadir değil; kuldur yalnızca insan! Yani halktır Halık (Yaratan) değil, ihsan edilendir ihsan eden değil, abdi acizdir Subhan değil! Gerçekten insan görse hakikati; görebilse aslını şu işin: bilse ve […]

İslam, Hayat ve Hakikat…

İslâm ve iman yıllardır söylediğimiz ve artık söylemekten bitap düştüğümüz vechi ile heves ve hevanın zıddıdır; terkidir. Nasıl ki Hak, batılın zıddı ise İslam da bütün menfilerin, kötülerin, çirkinlerin, haksızlıkların, hukuksuzlukların, ahlaksızlıkların, zulümlerin zıddıdır. İslam bütün menfilerin zıddı olan müspetlerin ta kendisidir. Adı üstünde; İslâm.. Esenlik; selâmet.. İman ve Müslümanlık işte bu biliş-bilinç ve şuurla […]

İDEOLOJİ CEHENNEMİ ve HAKİKAT EVRENİ

İnsanı ve insanlığı aydınlığa ve selamete çıkartacak olan hakikattir ideolojiler değil. Hakikatle yüzleşmek ve muhakkik olma serüvenidir insanı iflah edecek olan. Boşuna ideoloji bataklığında debeleniyor insan! İdeolojiler kendi iddiaları olan idea (gerçeklik) ve ideallerin dahi katiline dönüşmüştür tarih boyunca. Aydınlama serüveni ve özellikle İslam Medeniyetinin haricinde kapsayıcı ve selamete götüren bir yol ve yordam olmadığı […]

TERMİNOLOJİDEN MEDENİYETE…

Medeniyet kavramını batılılara mal ederek kendimiz medeniyet kavramı ile kavga eder olmuşuz tarihsel süreçte! Hatta düşman olmuşuz medeniyet kavramına! Yüzyıllardır medeniyet kavramı ve olgusu ile savaşıyoruz İslam toplumları olarak! Medeniyet kavramı İslama, Hz. Peygambere, Medine’ye ait olduğu halde nasıl olmuş da eş anlamlı addedilen uygarlık kavramı ile; antik ya da günümüz batı uygarlığı ile karıştırılarak […]

DİRİLER ve ÖLÜLER

Yaşarken ne kadar ölünür bilir misin? Ne kadar ölünebilir ki!? Bildiğin ölmek; bildiğin ve bilmediğin nice ölümle ölmek, ölmekle ölmek!.. Beyin ölümü gibi, bedenin ölümü gibi, bütün zerrelerinin ölmesi gibi sonsuz kere; ruhun ve bedenin kabzolunması!.. Aklın bile alındığı haller!.. Binlerce korku-kaygı, vesvese ve hastalığın yazıla-kazıla-karıla canda işlenip sonra çıkarılıp atılması!.. Sonra yenilerinin işlenmesi tekrar […]

ZAMAN ve MEKAN AYETLERİ

ZAMAN VE MEKAN AYETLERİ “O inkar edenler görmüyorlar mı ki (başlangıçta) göklerle yer, birbiriyle bitişik iken, Biz onları ayırdık ve her canlı şeyi sudan yarattık. Yine de onlar inanmayacaklar mı?” (Enbiya Suresi, 30) Stephan Hawking ve öncülleri bu ayetlerden habersiz miydi acaba? Yoksa Kur’an ı Kerim yüzyıllardır hep laboratuvarlarında mıydı Batının? Zaman ve mekan kuramları […]