EMANETİN SON ÇIĞLIĞI!!
“Biz emaneti, göklere, yere ve dağlara sunduk; onu yüklenmekten kaçındılar, sorumluluğundan korktular. Pek zalim ve cahil olan insan onu yüklendi.” AHZAP 72
Emanetin zayi olmasını insanın yüklenmiş olması gereken sorumluluk ve liyakatlerin, adaletin, hak-hukukun zayi olması olarak anladık şimdiye dek! Şüphesiz zayiattır; büyük zayiatlardır liyakat, adalet, hak-hukukun zayi olması: Amenna!..
Ancak ve imdi acizane düşündüğümüzde aklın, izanın, imanın, insanlığın, nurun, RUH’un ve çok daha derin ve büyük bir yitimin kastedilmiş olabileceği de görülmektedir emanetin! Yahut liyakatle başlayıp sırasıyla adalet, hak-hukuk-akıl-izan ve ahlakın yitimi ile zincirleme devam eden bir yok oluş!.. Derken sıranın ruha gelmesi, imana gelmesi!.. Aklını yitirmiş bir insanlığın yaratığa dönüşmesi; geri dönüşü muhal zayiat veya felaketler!.. Emanet zayi olmuş olur!.. Emanet salt sorumluluk olmaktan çok daha öte bir şey!..
Emanet öncelikke emniyet istermiş demek ki; korunması lazım mutlaka emanetin. Emanet selamet ister, muhafaza ister, dirayet ister, ahlak ister, akıl ister, ruh ister, iman ister, mücahede ister, bedel ister, can ister demek ki gerekirse! Ve daha ne gayretler; neler ister acep emanet!?
Emanet aslidir ve asıldır; emaneti yüklenen, taşıyan emanetten sonra gelirmiş demek ki! Emaneti yüklenen ve taşıyan kimse emaneti zayi etme-mekle yükümlüdür kendisi zayi olsa dahi! Emanet nefsimizden öncedir; nefsimizi emanetin önüne geçirdiğimizde emanet zayi oluyor, biz de helâk oluyoruz demek ki! Veya cahil, ahmak, hain ve zalim oluyoruz emaneti muhafaza etmeyince!
Emanet Allah’ın nuru demek ki! Emanet hiçbir şekilde ifsad edilmeyecek bir şey belli ki! Belli ki emanet insanı da içinde taşıyan ve yükü insanda olan bir şey!
Demek ki emanet bütün melekelerimizin; bütün melekelerimizle insan olmanın, hayatın, hakikatin, İslâm’ın hakkını vermektir. Demek ki Hakkı, hakikati ve halkı hakkıyla muhafaza etmektir emanet; emanet Allah Taala’nın bizi yaratmasının ve yaratışının hakkını vermektir layıkıyla.
İşte bütün yanılsamaları, eneleri, egoları, namları, payeleri, yalanları, zulümleri, servetleri, makamları, çıkarları o emanete kurban vermek gerekmektedir demek ki! Emanet zayi edilirse insanlık biter; her şey ifsad olur! Emanet bizim için olsa bile bizden çok daha değerli ve çok üstün bir şey; hatta bizim değerimiz de o emanetin içinde ve emaneti zayi edince kendimizi de zayi etmiş oluyoruz! Halbu ki kendimizi zayi etmek pahasına emaneti zayi etmemeliyiz ki emanetin hatırına zayi olmak bizi emanetin uhdesine, izzetine, hatırına yahut makamına vasıl eylesin! Emanet ruh gibi bir şey olsa gerek velhasıl! Emanet bizim değerimizi belirleyen mihenk!..
Emanet hayatın, insanın, insanlığın esas cevheridir; hayatın sırrı ve ruhudur! Emanet hakikattir, emanet Haktır, emanet candır, emanet ruh olsa gerektir! Emanet halktır, insandır; hâkkı ayakta tutmak ve bu bağlamda kararlı, kesin ve selimen verilen mücadeledir. Emanet rahmettir, selamettir! Daha daha nedir acep emanet!?
Akılların gittiği, nurların söndüğü, ruhların çekildiği, insanlığın bütün kurumları ile gitgide zayi olduğu bir dünyada ve ülkemizde emanet üzerine düşünmek ve dertlenmek kimin öncelikli yükümlülüğü olacaktır!? Eşit ağırlıklı olarak hepimizin yüklenmesi gereken bu emanet uyarısını kimler yapacak!? Kim durduracak emanetin zayi olmasını?
Müslümanlar ve Müslümanlık; bozulma-mış fıtratlar son kalesi idi emanetin! O kale de zahiren yıkılmış görünüyor! Herkes ruhunu yitirmiş ve yalan olmuş adeta!
Emanet ruh olabilir mi!? Emanet akıl olabilir mi!? Emanet ilim, bilim, ahlak, irfan, hikmet, cihad, SELAM, NUR, NESİL ve dahi HİDAYET olabilir mi!? Emanet insanlığın dünya ve ahiret selameti olabilir mi? Emanet bunların hepsi değil mi? Hakikatin ta kendisi değil mi emanet!?
Ruhlarımız gitgide buharlaşıyor ve hakikatten uzaklaşıyor olabilir mi!? Akıllarımız buharlaşıyor ha keza alenen! Zeka, anlak, ilim, ahlak, irfan, insanlık vs hiçbir şey kalmadı neredeyse! Ki bu gidişat bu günleri sonsuz kat aratacaktır Allah’u alem! Kim dur diyecek bu kıyamete gidişe; kim çağıracak dirilişe!? Ölecekse dahi diri ölmeli insan değil mi; ölüsü bile dirilik ister insanın! Kim dur diyecek bu her şeyi yakıp yıkan ateşe?
Emanet en nihayetinde Hakkın ve hakikatin katledilmesi ile yeryüzünden çekiliyor adeta! Emanet, hâkikate hıyanet eden insanlıktan artık alınıyor da batıl olmuş insanlık ceza olarak yüzüstü ve esfellik içinde mi bırakılıyor acaba!?
Düşünelim! Düşünelim de yüzüstü kalmayalım inşallah küfrün, tağutun, dilsiz şeytanlığın, esfelliğin içinde! Kalmayalım inşallah!.. Lakin kalmışız babam!.. Hem de ne kalmışız!.. Vay halimize!..
Çünkü yalan büyüdükçe büyüyor ve yutuyor hepimizi! Ve belli ki bu iblisleşmenin, bu büyük belanın önüne dikilecek yiğit kullar; muhakkik müminler ve toplumlar yok! Sahte olan asıl ve gerçek olanı yutuyor!
Elbette ümitli olacağız! Elbet akledenler, idrak edenler, basiret ehli olanlar, dua ehli, hak ve hakikat ehli olanlar direnecekler! Elbette Allah Taala’nın hükümranlığı daim, baki ve ilelebet.. Ancak ehli Hak kimdir, kimlerdir, nerededir, nerededirler belli değildir maalesef!!
Velhasıl emaneti kurtarmaya ve emanet ile kurtuluşa vesileler arayalım; birbirimizin vesilesi olalım inşAllah kararlı, dirayetli, umutlu ve kardeşçe!..
Mesele karamsarlık değil, mesele gerçekleri görmek, Hak ve hakikate uyanmak ve hakikat üzere mücadele vermek ve ifsadı iflaha; fesadı felaha çevirmektir!.. Yeterince ve hatta korkunç bir zillete batmışız batacağımız kadar!..
Yalandan beylik, paşalık, hazretlik, starlık, bulunmaz hint kumaşını oynamayı bırakınız-bırakalım-bıraksın herkes! Değerimizi bu kainatı yaratan; mülkün mutlak Meliki ve Maliki olan, yegane kudret olan Allah Taala biçsin! Ki zaten Allah biçiyor hepimizin değerini ve müstehakını! Yalanla olsaydı şayet Firdevs cennetlerinde makam biçerdik kendimize bizler de!
Andolsun cehennemden çıkabilecek miyiz, Rahman ve Rahim tecellilerine mazhar olabilecek miyiz diye düşünüyoruz! Keza bu dünya cehenneminden sağ salim çıkabilecek miyiz esas meseledir! Kim Yaradana haşa sultanlıkla, beylikle, pazarlıkla, yalanla, körlükle, nankörlükle, rüşvetle ve yahut cenneti hak ettim idialarıyla gidebilir!? Kim gerçeklerin üzerini örtebilir kafirliğe azmetse de!?
Emaneti ve hakikati tahrip, tahrif ve zay eden herkesin; hepimizin vay haline! Vay haline münafık olarak yaşayıp da kendini mümin yahut bulunmaz hint kumaşı zannedenlerin! Vay halimize! Hayatı ve hakikati ifsad eyledik! Vay halimize ki birbirimize acımadık ve ifsad eyledik birbirimizin canını-ruhunu-imanını-izanınını-aklını-kanını-neslini-malını!…
Sürçü lisanımız affola..
Bayram Karaman
16 Eylül 2017
Telif hakları Bayram Karaman ve Hakikat Okuluna aittir. Ticari yayın mecralarında izinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz ve yayımlanamaz.